Tuesday, September 30, 2014

alışkı

Acı çekmek alışkanlıktır.

Bağımlılık yaratmış bende, her çözüme bir engel buluyorum. Çektiğim acıların mükafatını alırım diye her gün acılar içinde kıvranıyorum. Mükafatı ise her seferinde kendimi yırtarcasına varlığını inkar ettiğim Tanrı'dan bekliyorum. Çelişki, kararsızlık, yaşam, ölüm ve amaçsızlığın yarattığı bataklık içinde çırpındıkça (çırpınıyor muyum???, kurtulmak istiyor muyum??? onu tam olarak bilmiyorum.) batıyorum. Önce ayaklarım sonra bütün gövdem, boğazıma kadar geldi.

Ölümü tenimde hissediyorum artık, nefesini ensemde duyuyorum. Yaklaştığını, bana benden daha yakın olduğunu ya da bütün benliğimi mahkum ettiğini, beni benden (ruhumu bedenimden) ayırdığını, her seferinde daha açık seçik hissediyorum. Bağımlılık yapmış dedim ya! Ölüm düşüncesiyle beynime ve ruhuma çektirdiklerimin acısı. Kurtulmak ister gibi değilim.

Varlığını düşündüğünüz veya sorguladığınız şey vardır. Yazdıklarımda... ki neye benzediklerini hiç bilmiyorum. Her zaman olmalı diye düşündüğüm iki şey vardır yalnızlık ve ölüm. Yalnızlığı, yaşadım ve yazdım. Ölüm ise sadece benim için değil herkes için hatta belkide ölüler için bile belirsizlik.
(Ölüm, belkide hiç yaşamayacağım bir şey...)

No comments: